Kanuni Sultan Süleyman ve Dönemi

1. Süleyman, yaygın olarak bilinen ismiyle Kanuni Sultan Süleyman onuncu Osmanlı padişahıdır. 6 Kasım 1494’de Trabzon’da doğmuştur. Babası I. Selim (Yavuz Sultan Selim), annesi Ayşe Hafsa Sultan’dır. 1520’den 1566’ya kadar tahtta kalmıştır. 46 yıl süren hükümdarlığıyla Osmanlı Devleti’nin en uzun süre hüküm süren padişahıdır. 72 yıl yaşamıştır. 7 Eylül 1566’da Macaristan’da bulunan Zigetvar Kalesi önlerinde hayatını kaybetmiştir. Türbesi Süleymaniye Camii’nin avlusundadır. Kanuni dönemi Osmanlı Devleti’nin zirvede olduğu dönem olarak kabul edilir.

Kanuni Sultan Süleyman
Kanuni Sultan Süleyman’ın gençlik dönemine ait bir portresi

Kanuni unvanı kendi döneminde kullanılmamıştır. Bu unvan daha sonra 18. yüzyılda tarihçiler tarafından kullanılmaya başlanmış ve yaygınlaşarak isminin bir parçası haline gelmiştir. Batılı kaynaklar daha çok Muhteşem Süleyman isminin kullanmışlardır. Günümüzde de dünyada daha çok bu ismiyle bilinir (örneğin İngilizce Suleiman the Magnificent, Fransızca Soliman le Magnifique, İtalyanca Solimano il Magnifico).

Şehzadelik Dönemi

Kanuni Sultan Süleyman’ın hayatının ilk yılları babası Şehzade Selim’in (1. Selim) sancakbeyliği yaptığı Trabzon’da geçti. Yedi yaşına gelince eğitim almak için İstanbul’a, Topkapı Sarayı’na geldi. Burada şehzade eğitimi geleneğine uygun olarak din, tarih, edebiyat, bilim ve askerlik gibi farklı alanlarda iyi bir eğitim aldı.

Osmanlı geleneği uyarınca şehzadeler on yaşından sonra yöneticilik yapmak üzere sancakbeyi olarak atanırdı. Ancak Şehzade Süleyman’ın atanması amcalarının tutumu sebebiyle biraz gecikti. Önce Şarki Karahisar’a (günümüzde Şebinkarahisar), sonra Bolu’ya sancakbeyi olarak atansa da en sonunda Kırım’da bulunan Kefe’ye gönderildi. Şehzadelerin görev yaptığı şehirlerin İstanbul’a yakınlığı padişah değişikliği sırasında tahta geçebilmek için önemli bir faktör olduğu için, şehzadeler arasında bu tür rekabetler oldukça yaygındı. II. Bayezid’in en büyük oğlu olan Şehzade Ahmet, Şehzade Selim’in oğlunun önemli bir yerde sancakbeyliği yapmasını engellemiştir.

Şehzade Selim, babası 2. Bayezid ve kardeşleri Şehzade Ahmet ve Şehzade Korkud’la yaptığı mücadeleler sonrasında 1512’de tahta oturdu. Şehzade Süleyman babasının padişah olması sonrasında Kefe’den İstanbul’a geldi. Burada bir süre kaldıktan sonra Manisa’ya sancakbeyi olarak atandı. Padişah olana kadar yedi yıl burada kaldı. 1. Selim’in tek oğlu olması dolayısıyla tahta geçmesi sorunsuz oldu. 1. Selim’in vefatı sonrasında İstanbul’a gelerek 30 Eylül 1520 tarihinde 26 yaşında tahta oturdu.

Kanuni Döneminin Önemli Siyasi Olayları ve Fetihler

Kanuni Sultan Süleyman’ın kırk altı yıl süren uzun hükümdarlık dönemi hem diğer devletlerle ilişkiler, seferler ve fetihler yönüyle, hem de iç karışıklıklar ve hanedan içi mücadeleler açısından oldukça hareketli geçmiştir. Dış siyasette aktif ve fetihçi bir politika uygulamıştır. Padişahlığı boyunca on üç büyük sefere çıkmış ve neredeyse on yılı seferlerde geçirmiştir. En çok sefere çıkan ve en uzun süre seferde kalan Osmanlı padişahıdır.

Bu dönemin askerî açıdan bir başka özelliği, Osmanlı Devleti’nin karşısında meydan savaşı yapabileceği bir devlet kalmamasıdır. Yuvuz Sultan Selim zamanında Osmanlı ordusu zaten çok yüksek bir güce ulaşmıştı. Çaldıran, Merc-i Dabık ve Ridaniye’de ezici zaferler kazanmıştı. Kanuni döneminin başlarında Mohaç’da (1526) Macar ordusunun iki saat gibi bir sürede imha edilmesinden sonra, artık hiçbir devlet Osmanlı ordusu ile meydan muharebesi yapmaya yanaşamadı. Bu sebeple, bu dönemde çok sayıda sefer yapılsa da Mohaç’ın dışında büyük meydan muharebesi olmamıştır.

Avrupa’daki Gelişmeler

Kanuni Sultan Süleyman tahta çıktıktan sonra ilk olarak dikkatini Avrupa’ya çevirdi. İlk seferini 1521 yılında Belgrad’a yaptı ve şehir fethedildi. Fatih Sultan Mehmet’in kuşatıp alamamış olması dolaysıyla bu şehrin sembolik bir önemi vardı. Ertesi yıl Rodos üzerine sefer yapılıp, ada fethedildi (1522). Bu fetihle Doğu Akdeniz hakimiyeti açısından önemli bir adım atılmış oldu.

Batı siyasetinde Avrupa devletleri arasındaki mücadeleden yararlandı. Kutsal Roma-Cermen İmparatoru olan, Habsburg hanedanından V. Karl (Şarlken) ile Fransa Kralı 1. Fransuva arasındaki mücadelede Fransa’nın tarafını tuttu. Mücadeleyi kaybedip esir düşen 1. Fransuva’nın annesinin yardım talebi üzerine, 1526 yılnda Macaristan seferine çıktı. Mohaç’ta Macar ordusuna karşı büyük bir zafer kazandı. Mohaç Savaşı tarihin en kısa süren meydan muharebelerinden birisidir. Savaş sonrasında Budin fethedildi. Bu seferle Macaristan büyük ölçüde Osmanlı hakimiyetine geçmiştir.

V. Karl’ın kardeşi olan Avusturya Arşidükü Ferdinand’ın Kanuni tarafından göreve getirilen Macar Kralı Janos Zapolya’yı yenip, Budin’den atması üzerine, 1529’da tekrar Macaristan üzerine sefere çıkıldı. Budin tekrar alınıp, Viyana kuşatıldı. Ancak büyük bir kuşatma için ön hazırlık yapılmamış olması ve kışn yaklaşması sebebiyle on yedi gün sonunda kuşatmayı kaldırıldı.

1532’de Sultan Süleyman doğrudan Kutsal Roma-Cermen İmparatoru V. Karl’ı (Şarlken) hedef alan bir sefer düzenledi. Osmanlı ordusu İmparatorluk topraklarında ilerlemesine rağmen, V. Karl savaşa yanaşmadı. Savaş olmadan Osmanlı ordusu geri döndü. Alman Seferi olarak bilinen bu sefer sonrasında Macaristan üzerindeki Osmanlı hakimiyeti güçlendi.

Kısa süreli barış dönemleri yaşansa da Kanuni’yle Şarlken arasındaki Güney-Doğu Avrupa ve Akdeniz’e hakim olma mücadelesi hükümdarlık döneminin sonuna kadar sürdü. Bu süreçte padişah yeni seferler düzenledi (1537 Korfu Seferi, 1538 Boğdan Seferi, 1541 İstabur Seferi, 1543 Estergon Seferi, 1566 Zigetvar Seferi). Bu seferler sonunda bu bölgelerdeki Osmanlı hakimiyeti genişlemiş ve kuvvetlenmiştir.

Denizlerdeki Gelişmeler

Kanuni Akdeniz hakimiyetine özel bir önem vermiştir. Osmanlı Devletinin gerçek bir deniz gücü haline gelmesi bu dönemdedir. Hükümdarlığının ilk yıllarında Rodos’a sefer düzenleyerek burayı fethetti (1522).
Cezayir Beyi Hızır Reis’in Osmanlı Devleti’nin hizmetine girmesiyle (1533) Akdeniz’deki Osmanlı varlığı güçlendi. Kanuni, Hızır Reis’e Hayrettin adını vererek Kaptan-ı Derya olarak görevlendirdi. Avrupalıların Barbaros lakabıyla andıkları Hayrettin Paşa, Papa’nın gayretleriyle oluşturulan birleşik Haçlı donanmasını 1538’de Preveze’de büyük bir bozguna uğrattı. Preveze Deniz Savaşı sadece Türk tarihi değil, dünya tarihinin de en büyük deniz savaşlarından birisidir. Preveze sonrasında Akdeniz büyük ölçüde Osmanlı hakimiyetine girdi.

Kanuni dönemi
Kanuni’nin Hayrettin Paşa’yı kabulünü resmeden minyatürden bir detay

Malta’da bulunan Saint Jean Şövalyelerinin Akdeniz’deki ticareti ve ulaşımı tehdit etmesi ve adanın stratejik konumu sebebiyle 1565 yılında buraya sefer düzenlendi. Ünlü denizci Turgut Reis’in de katıldığı kuşatma başarılı olamadı. Turgut Reis çatışmalar sırasında hayatını kaybetti.

Sultan Akdeniz dışında, Kızıldeniz ve Hint Okyanusu bölgeleriyle de ilgilenmiştir. Portekizlilerin Hint okyanusundaki askeri varlıklarının artmasıyla, gerek Mısır ve Hicaz bölgelerinin güvenliğinin sağlanması, gerekse Hindistan’da bulunan Gucerat Sultanlığı’nın yardım istemesi sebebiyle, Kanuni döneminde bu bölgeye dört deniz seferi yapılmıştır. Bu seferler sonrasında Hint Okyanusu’nda Portekizlilere karşı askeri başarı sağlanamasa da Yemen bölgesi Osmanlı hakimiyetine girmiştir.

İran’la İlişkiler

Anadolu’da Safevi etkisiyle çıkan isyanlar İran’la ilgili adımlar atılmasını gerektiriyordu. Alman Seferi sonrasında Avrupa’daki durumun belirli bir istikrara kavuşması sonrasında, 1534’de İran üzerine bir sefer yapıldı. Irakeyn Seferi olarak bilinen bu seferden önemli bir sonuç alınamadı. Safevi Sultanı Şah Tahmasb meydan savaşına yanaşmayarak geri çekildi. Sefer sırasında Van, Tebriz, Bağdat gibi bölgelerde hakimiyet sağlansa da Kanuni’nin İstanbul’a dönmesiyle Safeviler tekrar mücadeleye başladı. Bölgede siyasi istikrar ve hakimiyet tam olarak sağlanamadı.

Şah Tahmasb’ın Tebriz ve Van’ı ele geçirmesi üzerine, 1548 yılında İran’a yeni bir sefer yapıldı. Önceki seferde olduğu gibi, Şah Tahmasb Osmanlı ordusu karşısında geri çekildi ve büyük bir savaş gerçekleşmedi. Tebriz, Van ve bölgedeki birçok şehir ele geçirildi. Sefer sonrasında Safevi tehdidi ortadan kaldırılamasa da Doğu Anadolu’daki Osmanlı hakimiyeti güçlendi.

Kanuni Sultan Süleyman Nahçivan Seferinde
Kanuni Sultan Süleyman Nahçivan Seferinde askerleriyle birlikte

Safevilerin Osmanlılara ait bazı şehirleri ele geçirmeleri üzerine, son İran seferini 1553’de gerçekleştirdi. Nahcivan, Revan ve Karadağ bölgeleri ele geçirildi. 1555 yılında Safevilerle Amasya Antlaşması imzalandı. Bu antlaşmayla Doğu Anadolu, Azerbaycan ve Gürcistan’ın batı bölgeleri ve Irak’ın büyük bir kısmı Osmanlı Devleti’nde kaldı.

İç Karışıklıklar ve İsyanlar

Dış siyasette ve askeri alandaki başarılara rağmen Kanuni döneminin özellikle ilk yılları iç karışıklar açısında oldukça hareketli geçmiştir. İlk iç karışıklık padişahlığının ilk aylarında Şam’da çıktı. Yavuz Sultan Selim döneminde Şam beylerbeyliği görevine getirilen eski Memlük Emiri Canbirdi Gazali isyan etti. İsyan çok büyümeden bastırıldı.

1524’te Mısır Beylerbeyi Ahmet Paşa isyan ederek bağımsızlığını ilan etti. Ahmet Paşa 1523’de Sadrazam olarak atanmayı beklerken, Pargalı İbrahim Paşa’nın bu göreve getirilmesiyle, Mısır’a vali olarak gönderilmişti. Bu isyan da çok büyümeden bastırılsa da, Mısır’daki düzen oldukça sarsıldı. Kanuni Sadrazam’ı düzeni tekrar tesis etmesi için Mısır’a göndermek zorunda kaldı.Ertesi yıl (1525) Yeniçeriler İstanbul’da bir isyan çıkardılar. Ayaklanma kısa sürede bastırılıp, önde gelen Yeniçeri yöneticileri idam edildi.

Anadolu’da birçok isyan çıkmıştır. Bu isyanlar hem ekonomik hem de dini sebeplere dayanıyordu. Yavuz Sultan Selim zamanında Anadolu’daki Safevi etkisi oldukça azaltılsa da tamamıyla bitmiş değildi. 1526’da Baba Zünnun isyanı, 1527’de Kalender Çelebi isyanı bunların en önemlileridir. Bu iki isyan Osmanlı Devletini oldukça uğraştırsa da, çok uzun sürmeden bastırılmıştır.

Kanuni Sultan Süleyman’ın Eşleri ve Çocukları

Kanuni’nın ismi kesin olarak bilinen üç eşi vardır. Bunlar Hürrem Sultan, Mahidevran Sultan, Gülfem Sultan’dır. Bir de varlığı bilinen, ancak ismi bilinmediği için kaynaklarda Fülane Hatun olarak geçen bir eşi vardır. Bazı tarihçiler bunların dışında da eşinin olabileceğini ileri sürmüşlerdir. Eşler arasında Kanuni üzerinde etkili olan ve siyasi olarak önemli rol oynayanlar Hürrem Sultan ve Mahidevran Sultan’dır.

Çocuklarının sayısı hakkında kesin bilgiye sahip değiliz. Kaynaklar bu konuda farklı bilgiler vermektedir. İsimleri kesin olarak bilinen çocuklarından Mahmut, Murad ve Abdullah çok küçük yaşlarda, Cihangir ve Mehmet ise yirmili yaşlarda ecelleriyle vefat etmiştir. Şehzade Selim, padişah olarak tahta otururken Şehzade Mustafa ve Şehzade Beyazid taht rekabetine kurban gitmiştir. Bunların dışında bazı tarihçiler Ahmet ve Orhan isminde iki şehzadeden bahsetseler de bu konuda uzlaşma yoktur. Kızları konusunda da farklı görüşler vardır. Bazı tarihçiler bilinen tek kızının Mihrimah Sultan olduğunu ileri sürerken, bazı tarihçiler Raziye Sultan isimli bir başka kızının olduğunu söylemektedir.

Sultan Süleyman’ın uzun süren hükümdarlığı eşleri ve çocukları arasındaki taht ve nüfuz mücadelesiyle geçmiş ve bu durum trajik sonuçlar doğurmuştur. İlk dönemlerde Mahidevran Sultan Kanuni üzerinde etkili olmuştur. Mahidevran Sultan kendi oğlu ve Kanuni’nin en büyük oğlu Şehzade Mustafa’nın padişahlığı için mücadele ediyordu. Ancak rakibi Hürrem Sultan zamanla daha fazla güç kazandı. Kızı Mihrimah Sultan ve damadı Rüstem Paşa ile birlikte, Hürrem Sultan giderek saraydaki tüm gücü eline geçirdi. Kendisine karşı isyan edeceği söylentilerinin ve Hürrem Sultan’ın etkisiyle Kanuni, Şehzade Mustafa’yı 1553 yılında öldürttü.

Hürrem Sultan’ın ölümünden sonra bu sefer onun iki oğlu Selim ve Beyazid arasında taht rekabeti başladı. Padişahın Şehzade Selim’in tarafını tutması üzerine Şehzade Beyazid İran’a kaçtı. Ancak canını kurtaramadı. 1561’de öldürüldü.

Kanuni Sultan Süleyman’ın Ölümü

1564’de Ferdinand’ın ölüp yerine II. Maximilian’ın geçmesinden sonra Avusturya ile ilişkiler kötüleşti. Bölgeye bir sefer düzenlenmesi kararı alındı. Padişah yaşlı ve oldukça hasta olmasına rağmen 1566 yılında ordunun başında sefere çıktı. Avusturyalıların elinde bulunan Zigetvar Kalesi kuşatıldı. Bu sırada hastalığı ağırlaşmıştı. Yine de kuşatmaya devam edildi. Kanuni Sultan Süleyman kuşatma sürerken 7 Eylül 1566 tarihinde 72 yaşında hayatını kaybetti.

Padişahın vefat haberi askerlerden gizlendi. Cesedi tahtının bulunduğu yerin altına gömüldü. Zigetvar Kalesi fethedilip geri dönülürken cenazesi arabada taşındı ve Padişah yaşıyormuş gibi davranıldı. Bu arada babasını ölümünden haberdar edilen II. Selim Belgrad’a gelerek ordunun başına geçti. Bundan sonra vefat haberi duyuruldu. İstanbul’a getirilen cenaze, Şeyhülislâm Ebüssuûd Efendi’nin kıldırdığı cenaze namazının ardından Süleymaniye Camii’nin avlusunda bulunan türbeye defnedildi.

Kanuni Sultan Süleyman’ın ölümüne neden olan hastalığın ne olduğu konusunda farklı rivayetler mevcuttur. Ölüm nedenleri arasında nikris (gut), dizanteri, anjin ve nüzul (felç) sayılmaktadır.

Edebi Yönü ve Şairliği

Birçok Osmanlı padişahı gibi Kanuni Sultan Süleyman edebiyatla, özellikle de şiirle ilgilenmiştir. Divan sahibi olan ve en fazla şiir yazan padişahlardan birisidir. Toplam 3000’e yakın şiiri vardır. Şiirlerinde Muhibbi mahlasını kullanmıştır. Türkçe’nin yanı sıra Farsça şiirler de yazmıştır.

Edebi eserlerinin en meşhuru hasta olduğu bir sırada yazdığı şu şiirdir:

Halk içinde mu’teber bir nesne yok devlet gibi
Olmaya devlet cihânda bir nefes sıhhat gibi

Ko bu ayş u işreti çün kim fenâdur âkibet
Yâr-ı baki ister isen olmaya tâat gibi

Olsa kumlar sağışınca ömrüne hadd ü aded
Gelmeye bu şîşe-i çarh içre bir sâat gibi

Saltanat didükleri ancak cihân gavgâsıdur
Olmaya baht u saâdet âlem-i dünyada vahdet gibi

Ger huzûr itmek dilesen ey Muhibbî fâriğ ol
Varmıdur vahdet makâmı gûşe-i uzlet gibi

Kanuni Döneminden Kalan Önemli Mimari Eserler

Sultan Süleyman’ın uzun süren padişahlık dönemi mimari eserler açısından çok parlak bir dönem olmuştur. Çok sayıda mimari eser üretilmesinin yanı sıra, mimari teknik ve anlayış bakımından da Osmanlı sanatı zirveye ulaşmıştır. Klasik Osmanlı mimarisinin sembol ismi Mimar Sinan bu dönemde yetişmiştir.

Mimari eserlerin önemli bir bölümü İstanbul’da yapılmıştır. Bu dönemin sembol yapısı Süleymaniye Camii ve külliyesidir. Mimar Sinan eseri olan bu yapı 1551-1557 yılları arasında inşa edilmiştir. Kanuni zamanında yapılan İstanbul’daki diğer önemli yapılar arasında Şehzadebaşı Camii, Mihrimah Sultan Camileri (iki tane, Üsküdar ve Edirnekapı’da), Haseki Camii, Sultan Selim Camii, Rüstem Paşa Camii sayılabilir. Camilerin yanı sıra çok sayıda medrese, imaret, hamam, köprü, darüşşifa gibi yapılar yapılmıştır. Kanuni İstanbul’un su sorunun çözülmesine büyük önem vermiştir. Büyük ölçekli harcalar yaparak, su yolları ve çeşmeler inşa ettirmiştir.

Süleymaniye Camii
Mimar Sinan tarafından inşa edilen Süleymaniye Camii Kanuni döneminin en önemli mimari eseridir.

Seferler sırasında gittiği şehirlerin imarına önem vermiştir. Gittiği bölgelerde özellikle önemli İslam büyüklerinin mirasının canlandırılmasına özen gösterdiğini görmekteyiz. Konya’da Irak’ta İmam-ı Azam Ebu Hanife ve Abdülkadir Geylani, Konya’da Mevlâna Celaleddin Rumi, Seyitgazi’de Battal Gazi türbelerini tamir ettirmiş, camii, medrese, imaret gibi yapılan inşa ettirmiştir. Şam’da bir külliye yaptırmıştır.

Kanuni Sultan Süleyman kutsal mekanlara özel bir önem vermiştir. Kabe’yi ciddi bir tamirattan geçirtmiş, etrafına Türk Revakları olarak bilinen yapıyı ekletmiştir. Ayrıca Mekke’de dört mezhep için dört farklı medrese inşa ettirmiştir. Kudüs’te bulunan yapıları tamir ettirmiştir.