Jön Türkler

Bu yazıda Osmanlı tarihinde “Jön Türkler kimdir? Siyasi fikirleri nelerdir? İttihat ve Terakki Cemiyeti ile ilişkisi nedir?” sorularını yanıtlayacağız.

KISACA ÖZET
Jön Türkler terimi Osmanlı Devletinde 1880’li yıllardan itibaren 2. Abdülhamit iktidarına muhalif olarak ortaya çıkan ve toplumun genç ve eğitimli kesimlerinden oluşan grupları ifade etmek için kullanılır. Jön Türklerin temel hedefi Kanun-i Esasinin yürürlüğe konularak meşruti düzenin yeniden sağlanması olmuştur.

Yurt içindeki baskılar sebebiyle Jön Türklerin bir kısmı Avrupa ülkelerine kaçarak, orada muhalefete devam etmiştir. Jön Türk grupları içerisinde en etkilisi İttihat ve Terakki Cemiyeti olmuştur. 1889 yılında kurulan bu cemiyet özellikle Askeri Tıbbiye ve Harbiye öğrencileri ve genç subaylar arasında örgütlenmiştir. 1908’de meşruti düzenin yeniden kurulmasında öncü rolü oynamıştır. Daha sonra siyasi partiye dönüşen İttihat ve Terakki Fırkası 1918’e kadar Osmanlı Devletini yönetmiştir.

Jön Türkler Terimi

Jön Türkler terimi Fransızca “Genç Türkler” anlamına gelen Jeunes Turcs ifadesinden gelmektedir. 19. yüzyılın ikinci yarısında Avrupa’ya giden Osmanlı Devletindeki reform yanlısı eğitimli kesimleri ifade etmek için Avrupalı yazarlar Jeunes Turcs ifadesini kullanmıştır.

Jön Türkler terimi 19. yüzyılın sonuna doğru, 2. Abdülhamit’e muhalefet eden eğitimli kesimleri ifade etmek için kullanılmaya başlamıştır. Bir tarih terimi olarak Jön Türkler bu anlamı ifade eder.

Yeni Osmanlılar ve Jön Türkler

Yeni Osmanlılar ile Jön Türkler terimleri sıklıkla birbirinin yerine eş anlamlı olarak kullanılmaktadır. Ancak bu yanlış bir kullanımdır. Yeni Osmanlılar veya Genç Osmanlılar terimleri Tanzimat döneminin sonlarına doğru 1860’lı yıllarda ortaya çıkan reformcu aydın ve bürokrat grubu ifade eder. Namık Kemal, Ziya Paşa, Ali Suavi gibi isimlerin başını çektiği bu grup Tazminat döneminin etkin sadrazamları Âli ve Fuat Paşalara muhalefet olarak ortaya çıkmışlardır.

Jön Türkler ise 1880’li yıllarda 2. Abdülhamit’e muhalefet olarak ortaya çıkan aydın, bürokrat, subay ve askeri okul öğrencilerinden oluşan gruptur. Yeni Osmanlılar ve Jön Türklerin bir çok ortak noktası bulunsa da farklı dönemlerde ve farklı tarihsel şartlarda ortaya çıkmış iki farklı harekettir.

Jön Türk hareketinin ortaya çıkmasında Yeni Osmanlıların önemli bir etkisi vardır. Yeni Osmanlıların fikirleri Jön Türkleri etkilemiştir. Bazı tarihçiler Yeni Osmanlılar için birinci Jön Türk hareketi, Jön Türkler için ise ikinci Jön Türk hareketi kavramlarını kullanmışlarsa da, bu terminoloji pek kabul görmemiştir.

Yeni Osmanlılar ile ilgili daha geniş bilgi için şu yazımızı okuyabilirsiniz: Yeni Osmanlılar Kimdir?

2. Abdülhamit Dönemi ve Jön Türk Hareketinin Doğuşu

Jön Türk hareketinin doğmasında etkili olan isimlerin başında Ahmet Rıza Bey (1858-1930) gelir.

Genç Osmanlıların ve Mithat Paşa’nın etkisiyle 2. Abdülhamit döneminin hemen başında 1876 yılında ilk Osmanlı anayasası olan Kanun-ı Esasi ilan edilmişti. Sonraki yıl yapılan genel seçimlerle ilk Osmanlı parlamentosu olan Meclis-i Mebusan açıldı. Ancak 2. Abdülhamit bir yıl sonra Osmanlı-Rus Savaşını gerekçe göstererek anayasayı süresiz askıya aldı ve meclisi kapattı. Böylece 2. Abdülhamit’in otoriter yönetim dönemi başlamış oldu.

Meclis-i Mebusanın kapatılması ve sonrasında gelişen otokrat yönetim Genç Osmanlılar çevrelerinden 2. Abdülhamit’e karşı bir muhalefet ortaya çıkarmıştı. Ancak, örgütlü ve ciddi bir muhalefet hareketi ancak 1880’li yılların sonlarından itibaren başlamıştır.

2. Abdülhamit’e muhalefet hem yurt içinde hem de Avrupa’da yapılıyordu. Ülke içerisinde gizli örgütler kuruluyordu. Avrupa ülkelerine kaçan muhalifler de geçmişteki Genç Osmanlılar hareketine benzer bir tarzda yurt dışından önemli bir muhalefet hareketi başlattılar.

Muhalefet özellikle eğitimli yeni nesil gençler arasında taraftar buluyordu. Bunda 2. Abdülhamit döneminde modern eğitim kurumlarının gelişmesinin önemli bir etkisi vardır. Padişaha karşı muhalefette Askerî Tıbbiye, Harbiye, Harp Akademisi, Mülkiye, Mühendishane, Baytar Mektebi gibi okulların öğrencileri ve genç mezunları ön sırayı almıştı.

Jön Türkler
Yurt içindeki baskılar sebebiyle Jön Türklerin önde gelenlerinin bir çoğu Avrupa ülkelerine giderek muhalefete devam etmiştir. İsviçre’nin Cenevre kentinde bulunan Jön Türklerden bir grup.

Bu muhalefet hareketi genel olarak Jön Türkler olarak isimlendirildi. 2. Abdülhamit’e muhalefet bayrağı açarak yurt içi veya yurt dışında Jön Türk hareketine katılanların pek çoğunu harekete geçiren temel saikin fikirsel olduğu açıktır. Gerek yurt içindeki gizli örgütlenmelere girenlerin, gerekse Avrupa ülkelerine giderek buradaki muhalefet hareketlerine katılanların büyük çoğunluğu ideolojik olarak meşrutî bir rejim taraftarı oldukları ve Abdülhamit’in otokrat iktidarına karşı oldukları için böyle bir eylemde bulunmuşlardır.

Jön Türk hareketinin ortaya çıkmasında siyasi ve fikirsel sebepler dışında başka faktörlerin de etkisi vardır. Örneğin, 1880’li yıllarda hükûmetin devlet harcamalarından tasarruf yapmak amacıyla memur ve ordu kadrolarını azaltması, yeni okullardan mezun olup, parlak bir gelecek ümit eden birçok kişinin açıkta kalmasına sebep oldu. Bu durumun oluşturduğu hayal kırıklıkları bu gençlerin muhalif hareketlere yönelmesini kolaylaştırmıştır.

Osmanlı Hanedanı içindeki anlaşmazlıklar ve menfaat çatışmaları da muhalefet hareketini besleyici sonuçlar verebiliyordu. Örneğin 1900’lü yılların başında Jön Türk hareketinin canlanması böyle bir gelişme sonunda olmuştur. 2. Mahmut’un torunu ve 2. Abdülhamit’in kardeşinin kocası olan Damat Mahmut Paşa Anadolu’da yapılacak demiryolu hattında Almanlara karşı İngilizleri destekliyordu. Padişahın onun istediğine karşı olarak Alman projesini seçmesi nedeniyle Paşa, 2. Abdülhamit’e muhalefet etmeye karar verdi ve “özgürlükçülük davasına sarıldı”. Avrupa’ya gelerek, Şubat 1902’de İngilizlerin mali desteğiyle Paris’te 1. Jön Türk Kongresi’ni topladı. Paşa’nın oğlu olan ve bu kongrenin toplanmasında önemli rol oynayan Prens Sabahattin de Jön Türk hareketinin önde gelen isimlerinden birisi olacaktır.

Sonuç olarak Jön Türk hareketi salt Meşrutiyet ve özgürlük arayışının sonucu olarak değil, iç ve dış siyasi ortamla ilgili pek çok farklı faktörün etkisi altında ortaya çıkmış ve gelişmiştir.

Farklı Jön Türk Grupları

Jön Türkler homojen ve hareket birlikteliği olan bir grup değildi. Birçok önder ve bunların etrafında kümelenen farklı gruplar ortaya çıkmıştı. Önde gelen Jön Türk liderleri arasında Mizancı Murat, Ahmet Rıza, Prens Sebahattin, Bahâeddin Şâkir, İbrahim Temo ve Abdullah Cevdet gibi isimler sayılabilir.

Farklı liderler ve gruplar arasında hem fikir temelinde, hem de faaliyet metotları ve tarzları açısından önemli farklılıklar vardı. Hatta birlikten yoksunluğun da ötesinde, Jön Türk liderleri ve grupları arasında çoğusu kişisel olan önemli anlaşmazlık ve düşmanlıklar vardı. Bu grupları belirli bir hedef ve program çerçevesinde birleştirmeye yönelik girişimler olmuşsa da başarıya ulaşmamıştır.

Jön Türkler ve İttihat ve Terakki Cemiyeti

Jön Türk grupları içerisinde en etkili oluşum İttihat ve Terakki Cemiyetidir. İttihat ve Terakki Cemiyeti 1889 yılında Askeri Tıbbiye öğrencileri tarafından kuruldu. İlk ismi İttihad-ı Osmanî Cemiyetidir. Gizli örgüt olarak kurulmuştur. Başlangıçta sadece Askeri Tıbbiye öğrencilerinden oluşan küçük bir örgüttü. Daha sonra İstanbul’daki diğer okullara da yayılmaya başladı.

Yönetimin baskıları sonucunda cemiyetin birçok üyesi Avrupa’ya gitti. Avrupa’ya giden üyeler burada önemli Jön Türk liderlerden olan Ahmet Rıza ile irtibat kurdular. Dernek Osmanlı Terakki ve İttihat Cemiyeti adıyla yeniden örgütlendi. Hem yurt içinde, hem de Avrupa’da yaygınlaşan cemiyet en etkili Jön Türk gruplarından biri haline geldi. Yurt içinde özellikle Harbiye Mektebinde ve genç subaylar arasında yayıldı. Giderek eylem gücü yüksek bir harekete dönüştü.

Jön Türkler, İttihat ve Terakki Cemiyeti
İttihat ve Terakki Cemiyeti 1908’de meşrutiyetin yeniden ilanında öncü rol oynadı. Bu dönemde basılan ve İttihatçıların önde gelenlerinden Enver Bey’in resminin yer aldığı bir kartpostal.

Cemiyet 1907 yılında subaylar tarafından kurulan iki diğer gizli cemiyetle birleşerek daha da güçlendi. Bu cemiyetler Osmanlı Hürriyet Cemiyeti ve Mustafa Kemal tarafından kurulan Vatan ve Hürriyet Cemiyetidir.

1908 yılında 2. Meşrutiyet dönemini başlatan 2. Abdülhamit karşıtı olaylarda İttihatçılar baş rolü oynadılar. 2. Meşrutiyet döneminde iktidar İttihat ve Terakki Cemiyetinin etkisine girdi. Bu dönemde cemiyet partiye dönüştü. 1913 yılında yapılan askeri darbeyle iktidarı kesin olarak ele geçirdiler. Tüm muhalifler susturuldu ve İttihat ve Terakki diktatörlüğü başladı. Osmanlı Devletini 1. Dünya Savaşına sokan İttihatçı yöneticiler savaşın kaybedilmesiyle ülkeyi terk ettiler. İttihat ve Terakki Fırkası 1918 yılında kendini feshetti.

Jön Türklerin Siyasi Fikirleri

Batı Avrupa’da ortaya çıkan ve daha önce Yeni Osmanlılar hareketiyle Osmanlı aydınları arasında kısmen de olsa yayılan liberal ve özgürlükçü fikirler Jön Türklerin üzerinde de etkili oldu. Bu düşünceler 2. Abdülhamit iktidarına duyulan tepkiyle birleşince meşrutî ve daha hürriyetçi bir yönetim taraftarlığı Jön Türklerin belirgin özelliklerinden birisi haline gelmiştir.

Ancak, Şerif Mardin’in ifadesiyle “bu hürriyet âşıkları hiçbir zaman çok yüzeysel bir hürriyetçilikten ileri gidememişlerdir.” Zaten Batı Avrupa’daki demokratik ve özgürlükçü fikir akımlarının (Batı’yı görenleri de dâhil olmak üzere) Osmanlı aydınları üzerindeki etkisi oldukça yüzeysel olmuştur.

Tanzimatçıların ve Yeni Osmanlıların ana kaygısı olan “devleti kurtarma” konusu Jön Türklerin de temel meselesiydi. 19. yüzyılın sonlarına doğru Osmanlı Devletinin durumu pek iyi değildi. Balkanlardaki halkların birçoğu bağımsızlığını kazanmıştı. Balkan topraklarının önemli bir kısmı elden çıkmıştı. Devlet dağılma tehlikesi ile karşı karşıyaydı.

Ülkenin dış müdahalelerden korunması ve dağılmasının engellenmesi amacı meşrutî bir rejim ve özgürlük arayışlarının çok daha önündeydi. Üstelik 19. yüzyılın sonunda bu konu çok daha acil ve hayatî bir vaziyet almıştı. Şerif Mardin’in ifadesiyle, “Jön Türklerin en derin özlemlerinin “hürriyet” olmuş olduğu doğru değildir. Jön Türklerin en derin isteği Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanmasını durdurmaktı. Hürriyet ancak dolayısıyla kendilerini ilgilendiriyordu. Çünkü hürriyetin ve adaletin egemen olduğu bir rejimde İmparatorluktan kopmak isteyenlerin sayısı azalacaktı.”

Jön Türk düşüncesinin temel unsurlarından biri bütün Osmanlıların kardeşliği fikrinden yola çıkan ve Osmanlı vatanının birliğini savunan Osmanlıcılık anlayışıdır. İlk kurulan Jön Türk derneklerinden birinin isminin İttihad-ı Osmanî (Osmanlı Birlikteliği) olması tesadüf değildir. Jön Türk hareketinin üyeleri özellikle ilk dönemlerinde çok farklı etnik kökenden gelmekteydi. Kurulması hedeflenen meşrutî rejimin din ve ırk ayrımı olmaksızın tüm Osmanlılar için ve hepsinin güç birliğiyle olacağı fikri oldukça yaygındı.

Ancak, diğer konularda olduğu gibi, “Osmanlıcılık” anlayışının ayrıntılarına indiğimizde Jön Türkler arasında önemli farklılıklar olduğunu görürüz. Bazıları Osmanlı derken Türklerin millet-i hâkime olduğu bir bütünü kastederken, bazıları ise (genellikle diğer etnik kökenlerden gelenler) tüm etnik grupların eşit olacağı, kültürlerini ve kimliklerini koruyacağı bir yapıyı düşünüyorlardı.

20. Yüzyılın başında, özellikle Balkan Savaşları sonrasında İttihat ve Terakki Partisi yanlısı Jön Türkler arasında Osmanlıcılık fikri yerine Türk milliyetçiliği fikri ağırlık kazanmaya başlamıştır.

Kurulması amaçlanan siyasal yapı hakkında Jön Türkler arasında önemli fikir ayrılıkları vardı. Örneğin Prens Sebahattin ve çevresindeki grup ademi merkeziyetçi, yani yerinden yönetimin güçlü olduğu, farklı bölgelere idari özerkliğin verildiği bir Osmanlı Devletini öngörürken, Ahmet Rıza ve çevresindeki kişiler merkeziyetçi bir yapıyı öne çıkarıyordu.